Isı Nedir

Isı Nedir ?

 

Isı atomların uzay tini içinde titreşimidir. Sıcaklık tam olarak nedir bilmeden doğru hiç bir adım atamayız.

Güneşin dışındaki sıcaklık yaklaşık 6 milyon derece. 10 milyon ve daha fazlası sıcaklıklar mevcut.

Sorun ise soğuklukda. En fazla soğukluk eksi 272,5 derece. Bunu bulan kişi Kelvindir. Sembolü K dır.

Sıfır (0) K demek ki atomun hiç hareket etmedigi bir durumdur. Atom uzayda bir noktada hiç hareket etmiyorsa 0K eksi 272,5 derece demek. O noktada zamanda sıfırdır. Zamanı başlatan atomun evren tini içindeki titresimidir. Buda aynı zamanda ısıdır.

Atomun her bir salınımı sıcaklık demektir. Yapılan her atom salınımı evren tini içinde ışık ve ses dalgası yayar. Atomun sıcaklığına bağlı her salınımıda ışık hızına bağlı zamanı başlatır. Sıcaklık ve hareket zamanı belirlerler. Işık hızına yaklaştıkçda zaman yavaşlar.

Bu ışık ve ses dalgalarının hızları sabittir, değişmezler. Evren tininde salınım yapan her Atom bing bang patlaması gibi uzaya bu dalgaları yayar. Bu ışık bir atoma değdiğinde onu bir seferlik salandırır. Sanki kaynak kendisi imiş gibi gene ışık ve ses dalgası yayar ve durur. Her atom durmak ister. Bu nedenle bir kütle içinde bulunan her atom tanesi diğer atomlarla aynı sıcaklıkta olmak zorunda. Atomun tin içindeki salınımının durması yada yavaşlaması soğuması demektir.

Fakat çevredeki atomlardan gelen her dalga onuda titreşime sokar. Evrende bu yüzden 0 Kelvin diye bir madde soğuk değildir. Evrenin her hangi bir köşesindeki atomda en az 2 Kelvinlik sıcaklık bulunur.

0 kelvinde bulunan atomlar sadece ve sadece kara deliklerde bulunur.

Kara deliklerde atomlar yüksek basınç altında hareket edemekdiklerinden soğukturlar yani 0 Kelvindirler (-272,5C°). Bu nedenle kara deliklerden bizlere ne ışık, ne ses gönderebilirler. Kara deliklerde zamanda işlemez.

 

Maddeler gruplar halinde hareket ederler.

Dünyamızda bulunan çeşitli maddeler atom ağırlıkları ve kıristal yapılarına göre titreşirler. Diyelimki nar gibi kırmızı bir demir parçasını 20 derecedeki suya daldıralım. Aslında kızgın demir içindeki atomlar aşırı derecede hareket ederler. Suyun içindeki atomlar ise sakinler. Aşırı hareketli demir atomu su atomlarına yaklaştığı anda, su atomları dışarı ses ve ışık dalgası verir. Çok ısınan su buharlaşır. Titreşim hareketleri su , demir aynı sıcaklığa gelinceye kadar devam eder. Su buhar olup bitmeyinceye kadar bütün hareketi dengeler.

Bu nedenlede bir pet şişe içine konan su tamamen kaynayıp bitmeyinceye kadar, plastik pet şişe kızgın köz içinde delinmez.

Derinin altına su şırınga edilirse, sonra lazerle deri kesildiginde, sadece deri kesilebilinir. Altındaki dokulara zarar verilmez.

 

Her madde kendi atom salınmına göre dışarı kızıldan mor ötesine dalgalar ve ses yayar.

Uzayda bulunan her kütle etrafına ışık ve ses dalgası verdiğinden Güneşin, Marsın kendilerine ait ses tinleri vardır.

Insan vucududa bir hücreden çoğaldığı için her insanında bu nedenle kendine ait bir titresim sesi ve rengi vardır. Bir parmak izi gibi her insana ait ses ve kızılötesi ışık vardır.

 

Eğer yeterince hasas alletler yapılırsa her sağlıklı organdan gelen ses ve renkler ile hasta olan organlar kolayca tesbit edilebilinir.

 

Güneş Işığı Ne Sıcaktır Nede Soğuk

 

Güneş bize sıcaklığı dolayısıyla ışık gönderir. Ama ışığı ne sıcaktır nede soğuk, aynı elektrik gibidir. Gelen ışık dalgası vardığı noktadaki atomu titreştirebildiği kadar ısıtır. Kendisi sıcak da değil soğukta. Işığn değdiği noktadaki atomun rengi, ağırlığı, kristal yapısına göre o maddeyi ısıtır yani titreştirir.

 

Güneş deniz kenarında kum tanesini, demir levhayı, su veya tahtayı farklı derecelerde bu nedenle farklı ısıtır. Güneş batığında ısınan bir kum taneside dışarıya sıcaklığına göre hızı sabit, frakansı değişken ses ve morötesi dalgalar yayar. Artık o kum taneside bir güneş gibi sıcaklık kaynağıdır.

Hassas aletlerle bir kum tanesinin bizlere çok şey anlatığnıda anlıyabiliriz.

Uzayda halen yolda dünyaya doğru yolda görüntüsü gelen ama sesi daha yolda olan bir çok galaksi ve yıldız mevcut.

Karanlık bir odada yanan bir mumun ışığı odanın büyüklüğüne bağlı olmadan kör bir nokta yoktur. O mum ışığı bing bang patlaması gibi her noktaya o ışığı iletir. Mum ışığının varmadığı nokta sadece o mumun altıdır. Mum dibini aydınlatamaz. Orda atomlar titreşerek ışık enerjisini ısı enerjisine çevirler. Işık Evren Tini içinde hiç bir hız kaybına uğramadan her noktaya ulaşırlar.

Kum tabesinden çıkan bir ışık da aynı güneş ışığı gibi aynı hızda uzaya yayılır. Hız olarak Evren Tini içinde deşimez aynı hız, fakat frekansı farklıdır.

Ses hızıda değişmez ama sadece frekansı değişir. Yani zzzz diye gelen gürültü cinsi ve şideti değişir, ama gelen süre, hız sabittir.

 

Bir kum tanesi sabitken atomları çevresindeki uzayı varlığndan dolayı büzer. Kendi sıcaklığına göre sabit halde hiç hızı yok iken ışık gönderir. Bu kum tanesi hereket halinde ise bize gönderdiği ışığın hızı ve frekansı Evren Tini içinde sabitse o kum tanesi için zaman yavaşlar, bizden uzaklaşırsa soğuması bize göre göreceli olarak yavaşlar. Dünyamızda bir kum tanesi gibi dışarı ışık veir. Yanlız Güneş etrafında dolanırken hızı sabit değildir. Elips şeklindeki yörüngesinde yol alırken Güneşden uzak durumda iken yavaşlar yakında iken hızlanır. Her hızlandığında, zaman ve soğuma göreceli olarak yavaşlar.

 

Hareketsiz, sıfır Kelvin sıcaklığında, hiç titreşmeyen bir kum tanesi için zaman durmuştur, relativ olarak zaman sıfıra yaklaşır. Zaman atomların titreşimine ve Evren Tini içinde bir noktadan diğer noktaya harekete bağlı olarak akmaya başlar. Dünyanın hareket hızı ve sıcaklığı zamanı belirler.

Dünyada hareket eden her nesne hızlandıkça ve sıcaklığıda artığında, artışa göre zaman yavaşlar.

Pilotlar ve hostesler için zaman daha yavaş akar.

 

 

Isının Depolanması

Sıcaklığın evlerde yazın serin kışın sıcak kalması için depolanması lazım. Yakıt olarak odun, kömür kulanıp, soba yakan insanlar daha iyi bilirlerki, Demirden sobalar hemen soğurlar. Sobanın sıcak kalması için Tuğlalı soba kulandılar. Tuğlalar sıcaklığı depolayabiliyorlar. Demir hemen soğuyordu. Fırıncılar ise tuğladan yapılan fırınların sabah geldiklerinde sıcak kalması için ısıyı depolamak amacıyla Tuz kulandılar. Tuz tuğladan daha iyi ısı depolacısı olduğu fırıncılar keşfetiler.

 

Günümüzde ise mazot, gaz yakılarak 800 derecede yanlızca 80 derece su ısıtarak kalorifer petekleine pompalıyarak sadece ev içindeki su buharını ısıtarak, en verimsiz en pahalı ısıtma yöntemini tercih etmişlerdir. Evlein dışına yapılan ince straforla matolama ile nefes almayanö kokan rutubetli, yatak odalarına, en kalitesiz evlere milyon dolarla ödeyerek mutlu olmuşlardır.

Straforla mantolanmış yatak odaları en kalitesiz oksijensiz havaya sahiptir. Bunuda dışarıdan gelen birisi en iyi şekilde algılar.

 

Isıyı en iyi depolayarak yaşamlarını devam eden toplum kızıldereliler olmuştur. Çünki çadırlar içinde karda kışta, dışarıda ateşin içinden çıkardıkları taşları soba gibi kulanarak kışı geçirmişlerdir.

Isıyı taşlar içine depolayarak çadırlarını ısıtmışlardır.

 

Isının depolanması, evler içinde kışın sıcak yazın serin olması için dikkate alınması gereken şu;

Sıcaklık soğuka doğru akar. Evin içi sıcaksa dışarıya soğuk havaya doğru akarken duvar ve camlarla bu akışı yavaşlatmak gerekir.